|
Ana
Sayfa
Tarihçe
Coğrafi
Yapı
Eğitim
ve Sanat
Köy
İnsanları
Köy
Hikayeleri
Köy
Semtleri
Üsenköy'ce
Kim
Nerede
Yön
Verenler
Harita
Fotoğraflar
Telefonlar
Linkler
|
|
Köy
Hikayeleri - 1
Köyde
dört mevsim
Köyde
kışlar uzun geçerdi. Bir sabah kalkıp pencereden bakınca her tarafın
karlarla kaplı olduğunu görür, Nisan-mayıs aylarına kadar toprağın
rengini unuturduk. Kışı bütün zorluklarına rağmen sımsıcak hatıralarla
yaşadığımız gibi, karla, ayazla geçen günlerin sonunda baharı da
doya doya yaşardık. Kışın kuşlar her taraf karla kaplı olduğu için
köy aralarında yaşar. Tavuklar için atılmış yemlere, samanlıklara,
ahırlardan atılan hayvan gübrelerine konarlardı. Atların kuyruk kıllarından
tuzak yapar, karların üzerine bırakır, üzerine de saman ve buğday
atardık. Perdenin arkasından kuşların gelip gelmediğini kontrol
ederdik. Büyüklerin kışın yapacağı işler bellidir. Hayvanlar
sulanacak, ahır temizlenecek, seleyle saman getirilecek ve yazdan ahıra
istiflenmiş odunlardan akşam yetecek kadarı kesilecektir. Samanlıktan
saman getirirken güzün samanların üzerine konulmuş elmalar samanla
birlikte iner ve kış günlerinde bizim için bulunmaz bir nimet olurdu.
Geceleri komşu ziyaretleri yapılırdı. Sobalar kıpkırmızı oluncaya
kadar yakılır, börek çörek yapılır, mısır patlatılırdı. Gecenin
bir vakti komşulardan eve dönerken ayazdan sertleşmiş yolların çıtırtısını,
ışıl ışıl yıldızları ve ayın karlar üzerindeki gümüşi rengini
seyretmek tatlı anlardı. Sabahları sıcacık bir odaya uyanıp lapa lapa
yağan karı, karlar üzerindeki babamın cami dönüşü bıraktığı ilk
izleri pencereden seyretmek sonra da doğal ürünlerden oluşan kahvaltı kışın
soğuğunu unuttururdu. Ayaklarımıza yün çorapları giyer ellerimiz sızılaşıncaya
kadar kayak yapardık.
Günler geçer, bahar yaklaşır, önce karlar erir köyün içi çamur
deryasına dönerdi. Bir yerden bir yere gitmek için taşların üzerinden
sekerek gitmek gerekirdi.Tabi bu uzun sürmez ve tam olarak hissettiğimiz,
yaşadığımız bahar gelir, yavaş yavaş çamurlar kurumaya başlardı.
Hele yerlerden ayaklarımıza çamur bulaşmayacak kadar yerlerin katılaşmasını
dört gözle beklerdik. Önce güneye bakan yamaçlardaki karlar erirdi. Çiğdemler
açar, kızılcıkların çiçekleri baharı müjdelerdi. Bu arada kimi
bembeyaz kimi alacalı kuzular olur, biz de onları köyün yakınlarında
hoplayıp zıplamalarını zevkle seyrederek gezdirirdik. Akşamüstü komşuların
çocuklarıyla çeşitli oyunlar oynar, hava kararmaya başlayınca
evlerimize dağılırdık. Zaman geçer ağaçlar çağlaya durur, ekinler büyür
havalar da iyice ısınmaya başlardı. Gündüzleri köyde pek kimse kalmaz
hemen herkes bağa bahçeye gider akşama dönerdi. Kiminin sırtında
hayvanlarına vermek için ot kiminin bir elinde çapa, tırpan diğer
elinde transistorlu radyosu olurdu. Günler daha da uzadığı için akşamları
daha çok oyun vakti bulur, bazen de akşam yemeğinden sonra sokağa çıkar
oyunlara devam ederdik. Günler ilerler ekinler sararır meyveler olgunlaşırdı.
Ekinlerin biçilmesi tarlalardan harman yerine toplanması pek bizi
ilgilendirmezdi. Biz dört gözle harmanlara yığınların yapılmasını,
dövenlerin koşularak harmanda dönmesini beklerdik. Bunlar olurken sap yığınlarının
altından köstebek gibi yollar açar oyunlar oynardık. Bir çift öküzün
çektiği düvenin arkasından koşar binmeye çalışırdık. Bütün bu koşturmaların
sonunda yorulur, acıkır, sıcaktan korunmak için harmanın yanına yapılan
çardaklarda kurulacak sofraları beklerdik. Bazen komşularla beraber sofra
kurar, tarhana çorbasını yoğurtlu mantıyı kaşıklardık. Akşama doğru
düvenin altında saplar saman olur, toplanır, yabalarla savrularak taneler
samandan ayrılırdı. Buğdaylar kalın çuvallara doldurulur, öküz
arabalarına yüklenirdi. Biz çocuk olmanın avantajını kullanır,
arabadaki çuvalların üzerinde yerimizi alırdık. Akşamın serinliğinde,
gün boyu çalışıp üretmenin tatlı yorgunluğu içinde köyün yolunu
tutardık
Zekeriya
Keskin
1 - 2
- 3 - 4 - 5
- 6 - 7 - 8
- 9 - 10 |